

Matbu eserlerin günümüze ve sonrasına dek korunmasını hedefleyen bir sanat koludur. Basılı dergi ve kitapların gerek fasikül gerekse tek sayfa halinde deri kumaş cilt bezi kağıt ebru gibi malzemeler ile mukavva karton kaidesi ile kaplanıp muhafaza edilmesine cilt ,bu sanata ciltçilik icra eden kişiye ise ciltçi (mücellit ) adı verilir.
Ciltçilik tarihi süreç içerisinde kaplama malzemeleri , tarz ,şekil, renk ve süslemeler açısından sürekli olarak yenilenmiş ve değişime uğramıştır. Orta Asya Türkleri kağıt baskısına geçtiği zamandan sonra bu basılı eserleri koruma amaçlı metal ham deri çeşitli ağaç kabukları kalın yapraklara süslemeler kazıyarak ilk cilt ve ciltçilik eserlerini ortaya çıkarmışlardır. Bunun günümüzdeki en önemli kanıtları Orhon kazıları neticesinde ortaya çıkmış olmasıdır.
Baskı ve ciltçiliğin bu derece ilerlemesinin ana sebebi Türklerin baskı yazı ve kağıda duymuş oldukları sevgi ve saygı bağıdır. O çağlardan elimize geçen batı kökenli kitapların basit ve özensiz yapılmış olması Türk medeniyetinin bu sanata verdiği önemi bir kez daha ortaya koyacaktır. En eski mısır ve roma yazmaları rulo şeklinde hazırlanır idi Yunancada cilt ciltçilik Kulindros roma dilinde ise Voluman olarak adlandırılırdı. Rulo şekline getirilen kağıt deri kumaş metal gibi muhafaza edilirdi, Türk tarihinde bu rulo muhafazalara kubur adı verildi, deri yaprak kumaş ve benzeri levhalara yazılan yazıların bir araya getirilerek hayvan bağırsağından yapılan ipler ile birbirine eklentisi sağlanır (forma ) ve ilk cilt sanatı buradan günümüze değişerek ve gelişerek gelecektir.
Ciltçilikte Kullanılan Malzemelerin Tarihsel Süreci

Kitabın ilk sayfalarına açılan deliklerin karşılığı kapağa da açılır ve bu deliklerden dikilir sonra daha sert malzemeden yapılan kapağa içeriği ile alakalı doğa hayvan ağaç olaylarının basit çizimleri kazınır gerek renkli boya ve de gerekse yaldızlar ile kapak süslemeleri yapılırdı. Roma imparatorluğu yönetici ve devlet büyüklerine yazılan notların ortak adı cotex ,kıpti elyazmalarının ortak özellikleri ise daha kabartmalı deriler ve yoğun çalışılmış oymalı oluşları idi. Altıncı asırda Avrupada ilk ciltçilik Fransa ve İngiltere manastırlarında ortaya çıkmıştır, tezhipçilerin yanındaki ligator sayfaları deste haline getirir regülatör ise cilt işini icra ederdi sayfa sırtlarına yan yüzü pahlanmış ahşap kapaklar sicimler sırımlar kınnaplar vasıtası ile dikiş atılırdı, yüzey kaplamalarında genellikle ipek, kadife ,ceylan derisi, domuz derisi, küçükbaş hayvan derisi kullanılmakta idi. Charlemangne manastırdan aldığı özel izin ile dönemin sunak missailislerin, dua kitaplarının üzerleri özel inciler fildişi levhalar metal kakmalar icra edilmeye başlandı deri yaldız parlak taşlarda ara ara kullanılmakta idi.
Cilt ve ciltçilikte kullanılan yaldızın ilk mucidi İtalyanlar olup daha sonralarında bu ciltte vazgeçilmez olan süslemeyi venediğe İspanyol mücear zanaatçılar tanıştırdılar yaldızın ciltçilikte kullanım sıklığı toplumun sosyokültürel ve zevk anlayışı ile doğrudan ilintilidir. Eski cilt süsleme ve tarzları hakkında bize en somut bilgileri veren bin buda (tun huang )mağralarındaki İngiliz Arthur stein ve Fransız peterpelliot tarafından yapılan araştırmalardır. İlk türk ciltleri ise doğu Türkistandaki Uygurlular tarafından yapılmış ve bu eserlere hoço kara hoca kazıları ile ulaşılmıştır.
İslam Türk sanatı ile bize en eski örnekleri tolun oğulları yani yedinci ve sekizinci asır olarak görebiliriz. Onbirinci asırdan sonra Anadoluya hakim olan Selçuklular uzun yıllar boyunca çok güzel cilt örnekleri bırakmışlardır. Osmanlı ciltçileri ise diğer sanat kollarında olduğu gibi kendi localarını oluşturmuşlar ve ahilik kültürü ile her geçen gün gelişerek devam etmiştir. Tarihe geçen belli başlı ser mücellit isimleri ise Yedikuleli Alaaddin Mehmet çelebi Süleyman çelebi kara Memed Abdi Mehmet yadigar pir Davut Cafer Eyyubi ali Yusuf Süleyman emektar hasan bin Ahmet Mehmet halife hatih ali ali üsküdari gibi sanatçılardır.
Cilt yorumları teknik özellikler süsleme ve yazı çeşitleri renk ve malzeme seçimi ile kendi içlerinde hatayi, Arap, oryantal, gotik, rumi, memluk, mağribi buharayı cedid gibi betimlemelere ayrılmıştır.

Leave A Comment